Avrupa Komisyonu Birleşik Araştırma Merkezi (JRC – Joint Research Center), çocukların dijital yaşamlarını mercek altına aldı. Araştırma, gelişmiş ülkelerde 2 yaşın altındaki çocukların çoğunun dijital ayak izinin mevcut olduğunu gösterdi.

JRC tarafından koordine edilen, 31 üniversite ve araştırma merkezi tarafından desteklenen “Küçük Yaştaki Çocuklar (0 – 8) ve Dijital Teknoloji” başlıklı araştırma kapsamında 21 Avrupa ülkesinde 8 yaşın altındaki çocukların dijital hayatları incelendi. Anketin ilk turunda 234 aileyle görüşmeler yapılarak aşağıdaki soruların cevapları arandı:

- 8 yaşın altındaki çocuklar dijital teknolojilerle nasıl bütünleşiyor?

- Aile üyeleri onların nasıl farkına varıyor?

- Aileler küçük yaştaki çocuklarının teknoloji kullanımlarını nasıl yönetiyorl?

- Çocuğun dijital teknoloji kullanımında ailenin sahip olduğu rol nedir?

- Konuyla bağlantılı riskler ve fırsatlar nelerdir?

Araştırmanın ileri aşaması olan ve bir yıl sonra gerçekleştirilen ikinci turda ise, daha önce görüşülen ailelerden elli altısıyla, tekrar görüşme yapılarak kendilerine aşağıdaki sorular soruldu:

- 8 yaşın altındaki çocukların dijital teknolojilerle olan bağları bir sene içinde nasıl bir dönüşüm gösterdi?

- Ailenin diğer fertlerinin dijital teknoloji algıları bir sene içinde nasıl bir dönüşüm gösterdi?

- Çocukların dijital teknoloji kullanımlarında ebeveynlerinin rolü bir sene içinde nasıl bir dönüşüm gösterdi?

- Çocukların ve ebeveynlerin hayatında dijital teknolojilerin oynadığı rolde bir sene içinde değişiklik oldu mu?

Araştırma en önemli bulgusu, çocukların dijital becerilerinin, çoğunlukla ev ortamında, ebeveynlerinin ve/veya diğer büyüklerinin dijital davranışlarını gözlemleyerek ve model alarak çok genç yaştan itibaren gelişmekte olduğudur. Söz konusu çocuklar, riskleri göz önünde bulundurmadan, dijital ortamda deneme yanılma yoluyla ihtiyaçlarının ve ilgilerinin peşinden gidiyorlar.  

Diğer taraftan veri analizi, erken çocukluk yaşlarının çocukların dijital yeterlilikleri ile dijital dünyada sağlıklı ve dengeli tutum edinmeleri konusunda önemsenmesi gereken bir zaman dilimi olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırma bulgularına göre;

- Bu yaş grubu çocuklar için en popüler araç, hareketliliği sağlayan, 7 gün 24 saat kullanılabilen, kendi kendine içerik seçme ve kullanma özgürlüğünü sunan küçük ekranlar.

- 2 yaşın altındaki çocuklar dijital teknoloji ile ilk kez, onlara yönelik olarak tasarlanmamış olan ebeveynlerinin cihazları aracılığıyla tanışıyorlar.

- Henüz okuma yazma becerisine sahip olmayan çocuklar, gözlem kabiliyetleriyle dijital cihazları kullanmayı çok hızlı öğreniyorlar.

- Dijital teknolojilerin kullanıldığı okullarda, çocuklar dijital becerilerini çeşitlendirebiliyor ve olası risklerin daha çok farkına varıyorlar.

- Bu yaş grubu çocuklar dijital teknolojileri eğlenme, öğrenme, üretim ve iletişim amaçları doğrultusunda kullanıyorlar.

- Bu yaş grubu çocukların dijital teknolojileri kullanmalarında ebeveynlerinin rolü, onların eğitim ve tecrübe düzeyine, dijital teknoloji kullanımının ait olunan sosyal çevrede ne derece yaygın olduğuna ve kabul gördüğüne göre değişiyor. Konuyla ilgili anlayış ne kadar olumlu ise ebeveynler o kadar çocuklarının dijital faaliyetlerini destekliyorlar.

Ebeveynlerin rolünü ortaya koyan araştırma bulgularına göre;

- Ebeveynlerin çoğu, dijital erişimi kısıtlayan ve kontrol eden (az ya da çok) korumacı yöntemlere başvuruyor. Konuyla ilgili düşük bilgi düzeyine sahip ve mütevazı sosyo-ekonomik statüde olan ebeveynler dijital teknolojilere erişimi daha çok kısıtlıyorlar. Buna karşılık , dijital bilgi düzeyi yüksek ve orta/daha yüksek sosyo-ekonomik statüde olan ebeveynler ise okullarda da bu yöntemlerin uygulandığının farkında oldukları için çocuklarının dijital teknolojileri kullanmalarını destekliyor ve birlikte kullanma yoluna giderek onlara daha verimli bir şekilde rehberlik ediyorlar. Araştırmaya katılan ve konuyla ilgili hiçbir önlem almama yolunu seçen ailelerin ise azınlıkta olduğu görüldü.

- Ebeveynlerin temel olarak, çocuklarının ruhsal ve fiziksel sağlığının olumsuz etkilenmesi riskine karşı bu konuya dâhil olmadıkları ortaya çıkıyor.

- Ebeveynler, dijital teknolojik gelişmeleri kaçınılmaz ve faydalı bulmakta ancak çocuklarının hızla dönüşen kullanım alışkanlıkları karşısında zorlanmaktalar.

Politika Yapıcılara Tavsiyeler:

1-Dijital Okuryazarlık:

Araştırma, okulların dijital teknolojileri aktif öğrenme materyali olarak kullanmaları durumunda çocukların dijital beceri kazanmalarında önemli rolü olacağını gösteriyor. Bu kapsamda ortaya konan öneriler şöyle sıralanıyor:

- Çocuklara dijital okuryazarlık ve medya okuryazarlığı becerilerini mümkün olduğu kadar erken yaşta kazandırma ve bu becerileri geliştirme, okulların ve öğretmenlerin öncelikli görevli olmalı.

- Anaokulu düzeyinden itibaren dijital okuryazar bir müfredat geliştirilmeli.

- Daha küçük gruplandırılmış yaştaki çocukları (0-3; 4-5; 6-8) hedefleyen ayrı bir araştırma yapılmalı.

- Çocukları 21. yüzyıl dijital yeterliliğine kavuşturabilmek için başta öğretmenler olmak üzere hayat boyu öğrenme anlayışında yetişkin eğitimi ile dijital okuryazarlık kavramı geliştirilmeli.

- Çocuklar için dijital yeterlilik çerçevesi oluşturulmalı ve bu çerçeve Avrupa genelinde referans alınabilmeli.

- Çocukların dijital dünyayı anlayabilmeleri için onun etkilerini, bileşenlerini, tehlikelerini anlatacak yeni hikâyeler üretilmeli.

- Kütüphaneler ve müzeler gibi ebeveynlerin güvendiği diğer kuruluşların dijital okuryazarlığı destekleyici faaliyetleri olmalı.

2-Dijital Kültür:

Araştırma sonuçları, ebeveynlerin dijital teknoloji ve çocuklarının dijital hayatlarının hızlı değişimi konusunda zorlandıklarını ve bu konuda aktif rol oynayabilmeleri için materyale ve rehberliğe ihtiyaçları olduğunu gösteriyor. Bu konuda da şu önerilerde bulunuluyor:

- Konuyla ilgili ebeveynleri bilgilendirici materyaller üretilmeli ve hizmet verilmeli.

- Sözü edilen hizmetler ve bilgilendirici materyaller hazırlama kampanyalarında zaman ve/veya kaynak gibi imkânı daha az olan savunmasız aileler özellikle göz önünde bulundurulmalı.

Sektöre Tavsiyeler:

Çocuklara yönelik üretilen hizmet çözümlerinde büyük farklılıklar olduğunu gösteren araştırmada, sektöre yönelik öneriler şöyle sıralanıyor:

- Etkin dijital okuryazarlığa ilişkin hususlar ve güvenlik mekanizmaları cihazlara ve yazılımlara, özellikle sosyal medya uygulamalarına bilinçli olarak dâhil edilerek çocukların korunması sağlanmalı. Örneğin katı ebeveyn kontrol araçları yerine çocuğa ve ebeveyne sunulan hizmetteki çevrimiçi güvenlik ve riskler ile ilgili kolay ulaşılabilen ve çocuk düzeyine indirgenmiş bilgiler gibi ebeveynin konuya dâhil olmasını sağlayacak araçlar üretilmeli.

- Sektör, dijital okuryazarlığı teşvik eden oluşumları desteklemeli, ebeveynlere basit rehberler sunmalı.

- Sosyal ağlar dâhil olmak üzere her türlü dijital platformda yer alan içerik için açık ve standart bir yaş sınıflandırma sisteminin uygulanması sağlanmalı.

Ebeveynlere Tavsiyeler:

Araştırma sonuçları, bazı ebeveynlerin çocuklarına dijital dünyada yardım edebilecek bilgi ve beceriye sahip olmadığını gösteriyor. Ebeveynlere yönelik öneriler ise şöyle sıralanıyor:

- Ebeveynler, çocuklarının kullandığı cihazlar ve akıllı telefon uygulamaları ile ziyaret ettiği web siteleri hakkında sürekli olarak beceri ve bilgilerini geliştirmeli. Popüler çevrimiçi platformlar, ebeveynlerin faydalanabileceği rehberleri pek çok dilde sunuyor ve bu rehberlerin sayısı gün geçtikçe artıyor.

- Ebeveynler, çocuklarının dijital faaliyetlerinde onlara eşlik etmeli, ihtiyaçlarını ve ilgilerini dinlemeli ve onlarla konuşmalı. 

- Ebeveynler çocuklarına rol model olduklarının farkında olmalı. Kendisi için koyulan kurallara ebeveyninin de uyduğunu gören çocuk için o kurallar rahatlıkla uygulanabilir hale geliyor.

- Ebeveynler, eleştirel düşünmeye, yaratıcı faaliyetlere, sorumlu çevrimiçi tutumlara odaklanan dijital okuryazarlık ve medya okuryazarlığı becerilerini çocuklarının erken yaşta edinmelerini desteklemeli.

Araştırma raporu için tıklayınız.