Geçen yıl çocuğunuzun ekran karşısında geçirdiği sürenin fazlalığından, sözcüklerle değil emojilerle haberleşmesinden şikâyet ettiğiniz bir yıl olduysa, dizginleri elinize almanızın zamanı gelmiş demektir. Bu yılın çocuklarınızın teknolojiyle sağlıklı bir bağ kurabilmesine yardım edebileceğiniz bir yıl olmasını sağlayın.    

Dijital vatandaşlık ve dijital okuryazarlık becerilerini edinmelerinde yetişkinlere ve öğrencilere yardımcı olmayı amaç edinen CyberWise.org’un ve CyberCivics.com’un kurucusu, aynı zamanda ortaokullarda dijital okuryazarlık dersleri veren Diana Graber’ın konuyla ilgili üç önerisi var:

1- Hiçbir Zaman “Teknolojiden Çok Fazla Anlamıyorum” Demeyin.

Teknoloji o kadar günlük hayatımızın içinde ki “Teknolojiden çok fazla anlamıyorum” demek, neredeyse nefes almıyorum demeye benziyor. Arama motorunda bir konu araştırmadığınız, kısa mesaj göndermediğiniz veya gelen bir çağrıyı cevaplamadığınız bir gün geçiriyor musunuz? Kabul edin, teknolojiyle çevrilmiş dünyada basitçe yaşarken bile farkında olsanız da olmasanız da teknolojiden anlıyorsunuz. Bunun aksini iddia etmeniz, yeni dijital ortamlarda gezinen çocuğunuza yardımcı olma sorumluluğunuzdan feragat etme konusunda geçerli bir özür olmuyor.

2- Gerçeği Kabullenin: En Önemli Dijital Beceri, Sosyal Beceridir.

            Çoğu çocuk, uygulama indirmeyi, herhangi bir sosyal medya platformunda sahte doğum tarihi girerek hesap açmayı zaten biliyor. Onların yardıma ihtiyaç duydukları konular, teknolojiyi güvenli ve akıllı kullanmak. Örneğin, çevrim içi ortamda birinin kibar bir söze ihtiyaç duyduğunu fark etmek, hangi fotoğrafı paylaşmanın uygun olduğunu, arkadaşına kısa mesaj atması için gece yarısının geç bir saat olduğunu bilmek gibi konularda çocukların yönlendirilmeleri gerekiyor. Çevrim içi kararlar, empati, sağduyu, merhamet, saygı gibi çevrim dışı beceriler gerektirir. Yaşam tecrübeleriniz sayesinde ebeveyn olarak sizler, çocuğunuza bu “dijital” hayat becerilerini öğretebilecek en uygun kişilersiniz. Onlar, kurallardan ve rol modellerden yoksun olan çevrim içi ortamlara girdiklerinde, doğru kararlar verebilme konusunda bu insanî birikime güvenecekler.

3- Rol Model Konusuna Değinmişken, Rol Modelin Bir Numarası Olun.

            İnanılır gibi görünmese de araştırmalar, çocukların dijital becerileri evde, çoğunlukla ebeveynlerini gözlemleyerek ve taklit ederek edindiklerini gösteriyor. Dolayısıyla, yemek masasında mesajlarını kontrol eden, çocuğunuzun maçını izlerken bir yandan e-posta gönderen ebeveynlerdenseniz, çocuğunuz elektronik cihazlarını sizin istemediğiniz zamanlarda kullandığında şaşırmayın. “Söylediğimi yap, yaptığımı yapma” sözünün, bu konuda geçerli olmadığını unutmayın. Günümüz cihazları oldukça cezbedici. Sosyal medya “beğeni”leri, bir kısa mesajın uyarı sesi ve bitmek bilmeyen sosyal medya bildirimleri, yemek yerken veya spor yaparken salgılanan dopaminle aynı etkiyi yaparak beynin ödül merkezini uyarıyor. Bu durum, çocukların elektronik cihazlarından uzak durmasını çok zorlaştırıyor. Onlar için bu konuda rol model olun. Gerçek hayatta başkalarıyla iletişime geçme imkânınız olan bir ortamda telefonunuzu elinize alma isteği duyduğunuzda kendinizi durdurun! Unutmayın, karşınızda sizi örnek alacak genç bir insan olabilir.

Teknolojiyi yine teknolojiden öğrenebileceğinizi unutmayın. Öğrenmek istediğiniz konuyla ilgili -örneğin yeni bir sosyal medya uygulaması, çevrim içi oyunlar ya da o dönem hangi konuların popüler olduğu gibi- basit bir çevrim içi araştırma yapın. Bu gözünüzü çok korkuttuysa, çocuğunuzdan sizinle dijital hayatını paylaşmasını isteyin. Sizi bu konuda aydınlatmak, onun için mutluluk verici olacaktır.

            Graber, 2019 yılında ebeveynlere A+ dijital ebeveyn olmayı hedeflemeyi öneriyor.  Çünkü teknolojiye hükmedersek, o bize hükmedemeyecektir.

Alıntı yapılan haber için tıklayınız.